Bilişim Günleri 2009′un ardından
Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Topluluğu’nun düzenlediği Bilişim Günleri’09 etkinlikleri bugünkü programın da gerçekleştirilmesiyle sona erdi. Gerek içerik, gerekse organizasyon açısından etkinlik son derece başarılıydı. Etkinlikte emeği olan bütün arkadaşları gönülden kutluyorum, gerçekten iyi iş çıkardılar. Ben de mekanımda izlenimlerimi sizle paylaşayım dedim
Öncelikle etkinlikte su ikramı yoktu, çok ayıp
Sağolsunlar çay koymuşlar, kuru pasta falan koymuşlar da su herhalde akıllarına gelmemiş. İlk gün çok susadım, çay yapmak için masanın altına koydukları suyu aldım döktüm bardağa içtim
Etkinlik boyunca yapılan sunumlar, http://tv.hacettepe.edu.tr/ web adresinden canlı olarak yayınlandı. Son gün etkinliğe katılamadım, yurtta odadan izledim. Kaspersky’ın sunumu esnasında bir ara 3-5 saniye görüntü gitti onun dışında bir sıkıntı olmadı. Canlı yayın gerek görüntü, gerek ses kalitesi açısından gayet başarılıydı. Fakat yanlış bilmiyorsam Hacettepe TV’ye Hacettepe öğrencileri dışındakiler erişemiyor, böyle etkinliklerin canlı yayınında bu kısıtlamanın kaldırılması etkinliğin daha geniş bir kitleye ulaşması açısından bana göre daha iyi olurdu. Gerçi belki öyle bir girişimde bulunmuşlardır ama yaptılarsa da benim haberim yok.
Katıldığım etkinlikler Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi olan Dr. Ahmet Burak Can’ın yurt dışı ve lisansüstü eğitim konulu sunumu, Avea İnsan Kaynakları’ndan gelen genç bir ablamızın “iş süreçleri ve iş pozisyonları” isimli sunumu, TOBB ETÜ’den bir öğretim görevlisiyle bir grup öğrencinin yanlış hatırlamıyorsam iki yıldır geliştirdiği Türk işlemcisi Kasırga’nın sunumu, Ziraat Bankası’nın bilgi işlem işlerini yürüten Fintek A.Ş’den gelen Mehmet Can Ünal’ın bankaların arkaplanındaki bilgi işlem sisteminin işleyişi hakkındaki konuşması ve tamamen Türk ürünü olan Türkçe konuşmayı tanıma ve bilgisayara aktarma sistemi olan Dikte hakkındaki sunumdu. Son gün de Hacettepe TV’den Sun’ın, Kaspersky’ın ve Rotasoft’un sunumlarını izledim. Dikkatimi çeken ilk şey benim katıldığım etkinliklerin konuşmacıların büyük çoğunluğunun çok genç olmasıydı. Ve genç konuşmacıların sunumları /konuşmaları genelde kendi deneyimleri üzerine oldu.
Ahmet hoca yurt dışı eğitim, lisansüstü programlar hakkında bilgi verdi ve kendi tecrübelerinden bahsetti. Bu tarz bir konu hakkında saygın bir kişinin deneyimlerini dinlemenin işin prosedür kısmını öğrenmekten çok daha faydalı olduğu kanaatindeyim.
AVEA İnsan Kaynakları Birimi’nden gelen genç ablamızın konuşması bence pek iyi değildi. Sunumun içeriğinin tamamen o yönde olacağı daha önceden bilinmekte miydi bilmiyorum ama sunum boyunca yalnızca AVEA’nın reklamı yapıldı. Ablamız dakikalarca Avea’nın güzelliklerini ballandıra ballandıra anlattı fakat iş başvuru süreçleri ve CV hazırlama gibi konular hakkında yaptığı konuşma son derece kısa ve yetersizdi. Tamam elbette çalıştığı şirketin reklamını yapacak ama bana göre daha dolu bir içerik hazırlamalıydı. Gerçi Avea’daki iş pozisyonları, staj süreçleri hakkında da bilgi vermedi değil; yiğidi öldürelim, hakkını yemeyelim.
Türk işlemcisi Kasırga hakkındaki sunum ise son derece keyifliydi. Sunumda TOBB ETÜ’den bir öğretim görevlisi ve proje ekibinden 2 kişi projenin başlangıç sürecini, geliştirme aşamalarını, işlemcinin genel yapısını anlattı. İşlemcide özel bir kitin üzerinde 100 Mhz saat frekansına ulaşmışlar. 2 yıllık bir çalışmada bu hıza ulaşılmış olması benim hoşuma gitti. İşlemciyi gerçek bir silikon yongayla ürettiklerinde 1 Ghz’e yakın frekans elde edebileceklerini söylediklerinde ise son derece şaşırdım. Fakat lütfen yanlış fikre kapılmayalım, bu işlemcinin geliştirilme amacı Intel’e rakip olmak falan değil. Ama kesinlikle “ne gerek var lan buna Intel falan varken” türünden bir proje de değil. Bu tarz bir işlemci geliştirilip gömülü sistemlerde pekala kullanılabilir. Ayrıca Türkiye’de bu tarz bir çalışmanın yapılıyor olması da son derece. Umarım Kasırga ekibi Türkiye’de daha çok destek bulurlar.
Ziraat Bankası’nın sahibi olduğu ve bankanın bilgi işlem birimini idare eden Fintek A.Ş’den gelen Mehmet Can Ünal da oldukça keyifli bir konuşma yaptı. Bankaların bilgi işlem birimlerindeki ekiplerden, sistemlerden, yapılardan, süreçlerden ve işleyişten bahsetti. Olası kriz durumlarında uygulanan prosedür, çalışanların görevleri, önemli pozisyonlar hakkında bilgi verdi. İleride bankalarda çalışmak isteyenler için son derece faydalı bir konuşmaydı. Mehmet Can Ünal ise konuşma boyunca sürekli olarak heyecanlı olduğunu söylese de, gerek vücut dili, gerek üslubu açısından gayet rahat ve samimiydi
Türk yapımı, Türkçe konuşmayı tanıma ve bilgisayara aktarma sistemi olan Dikte’nin sunumunu ise Dikte ekibinden birisi yaptı. Kendisi artık patron mudur programcı mıdır bilemiyorum. Kendisi Dikte’nin geliştirme sürecinden, programın özelliklerinden, rakiplerine göre pozisyonundan ve avantajlarından falan bahsetti. Dikte, mikrofon aracılığıyla bilgisayara aktarılan sesi yazıya çeviriyor. Kısacası siz konuşuyorsunuz, o yazıyor. Konuşmanın üstüne basa basa söylediği bir şey de şu: Program 300 milyar farklı Türkçe kelimeyi tanıyabilme özelliğine sahipmiş. İşin ticari boyutundan dolayı geliştirdikleri algoritmadan bahsetmedi. Fakat ben Türkçe’nin sondan eklemeli bir dil olduğundan yola çıkarak algoritmanın temelde kelimenin kökünü bulup köke eklenecek çekim eklerini birbirinin peşinden gelecek uygun ekleri seçerek saptadığını ve böylelikle kelimeleri oluşturduğunu düşündüm. Program görme engelliler için de özellikler içeriyor. “Gazete”, “Radyo”, “Televizyon” gibi komutlarla program internetten gazeteleri sesli olarak okuyabiliyor, radyo istasyonlarına ve televizyon kanallarına bağlanabiliyor. Ayrıca Dikte’nin medikal bir sürümü de varmış. O sürümü kullanarak doktorlar raporlama işlerini kolaylaştırabiliyorlarmış. Geliştirdikleri sistemin şu an her ne kadar yaygınlaşmamış olsa da gelecekte hayatımızda önemli bir görev üstleneceğini düşünüyorum.
Kaspersky’a gelince, Kaspersky sunumu olduka önemli bilgiler içeriyordu. Konuşmacı şu aralar haberlerini sıkça duyduğumuz ve Microsoft Windows yüklü sistemler için son derece ciddi bir tehdit olan Conficker virüsü hakkında kısaca bilgi verdi. Virüsün ne olduğu, ne iş yaptığı hakkında açıklamalar yaptı. Botnet ve zombi bilgisayar kavramlarından bahsetti ki bu terimler üzerindeki kısa konuşması kullanıcıları bilgilendirmek açısından yeterliydi.
Lafı biraz uzattım sanırım ama etkinlik hakkındaki izlenimlerimi paylaşmak istedim
Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Topluluğu’na bu güzel etkinlik için tekrardan teşekkür ediyorum. Şu an yazıyı baştan bir okuyup da düzeltmeler yapmaya çok üşendim, idare ediverin artık
İyi akşamlar diliyorum.


