Ben mesela Opera ve Chrome’daki yeni sekme açıldığında en çok gezilen sitelerin falan gösterilmesi mevzusunun Firefox’ta varsayılan olarak neden varolmadığını anlayabilmiş değilim. Benim gibi binlerce kişi anlayamamış olsa gerek ki, Mozilla ekibi kullanıcılardan aldıkları geri beslemeden yola çıkarak yeni bir özellik hazırlamışlar ve Mozilla ekibinden Aza Raskin dün Mozilla Labs bloğunda bu yeni özelliği duyurmuş.
Şöyle ki, yeni bir sekme açtığınızda, artık karşınıza eskisi gibi bembeyaz bir sayfa gelmeyecek. Bunun yerine sağ ve sol kısımlarında farklı güzellikler olan naçizane bir sayfa açılacak. Bu sağ ve sol olayının önemini birazdan açıklayacağım. read more…
Bilkent Teknoloji Topluluğu’nun organize ettiği Opendays’09 Linux ve özgür yazılım seminerleri, Mart ayı boyunca her hafta bir seminer olmak üzere yapılacakmış.
Seminerlere katılım ücretsiz olup, katılımcılara katılım belgesi dağıtılacakmış, hoş.
Seminer programı şöyleymiş:
10 Mart Salı: Meraklısına GNOME / Deniz Koçak
17 Mart Salı: Kısaca Django / Can Burak Çilingir
24 Mart Salı: Linux Nedir? / Mahmut Sedat Eroğul
31 Mart Salı: XEN ve sanallaştırma / Can Eroğul
İsmi “Açık Kaynak Günleri” gibi Türkçe bir isim olsaymış daha hoş olurmuş tabiî.
LiveZilla, web sitenize giren ziyaretçileri takip etmenizi ve onlarla iletişim kurmanızı sağlayan ücretsiz bir canlı destek sistemi. LiveZilla’yı sitenize giren ziyaretçileri gerçek zamanlı olarak takip etmek ve onların sizinle -canlı sohbet odalarıyla- iletişim kurmasını sağlamak amacıyla kullanabilirsiniz.
LiveZilla sitenizde olup bitenleri size haber verir. Ziyaretçilerinizin coğrafi konum, dil, işletim sistemi, web tarayıcısı, sitenizde hangi sayfalarda ne kadar dolaştığı gibi bilgilerini size sunar.
LiveZilla ek olarak, çevrimdışı olduğunuzda da iyi bir çözümdür. Sitenize koyacağınız basit bir form ile, ziyaretçileriniz size mesaj bırakabilirler. Dahası, LiveZilla IP-to-location sistemiyle size ziyaretçilerinizin coğrafi konum bilgilerini sunar. Her ziyaretçi Google Map destekli haritada işaretlenerek gösterilir. Canlı sohbet ettiğiniz ziyaretçiler de ayrıca işaretlenerek gösterilir.
LiveZilla ile sitenizin hangi sayfalarının daha çok gezildiği, sitenize hangi tarayıcılardan girildiği, ziyaretçilerinizin hangi işletim sistemini kullandığı bilgilerini edinerek oluşturacağınız içeriğe ve reklam politikanıza dair kararlar alabilirsiniz.
Şu adresten LiveZilla’yı indirebilirsiniz.
Sago dün akşam Beyaz Show’daydı. Programın diğer konukları Sago’nun eşi Kolera, Hayko Cepkin ve Yasemin Mori’ydi. Ben programı dün gece bulunduğum ortamda televizyon olmasına rağmen gürültüden dolayı izleyemedim, bugün açtım internetten izledim.
Ben pek Beyaz Show çocuğu değilim. Öyle çok televizyon izlediğim de yok zaten. Televizyonu boş zaman geçirgeci olarak da görmüyorum. Sıkıldığımda kendime bilgisayarda yapacak bişeyler bulurum genelde. Beyaz’ı da arada bir sevdiğim insanlar çıktığında falan oturup izliyorum. Bu programı da aynı şekilde izledim.
Programın ilk dakikalarındaki Beyaz’ın nedir bu sizin isimlerinizin acayipliği muhabbeti mevzuya güzel bir giriş oldu : ) Hayko, Hayko’nun gerçek ismiymiş ben mahlas olarak falan kullanıyor sanıyordum öğrendim. Sago’yla Kolera da isimlerinin nerden geldiğini söylediler. İkisi de, isimlerini bu işe başladıkları ilk yıllarda bulduklarını, sonra isimlerin de öylece kaldığını söyledi. Hakkaten doğru bişey bu
Ben de orta okul bittiğinde metâneti bulmuştum kendime, o da öyle kaldı. Hala da severek kullanırım, MSN’imde falan yazar. Fakat Beyaz’ın “isimlerinizi şimdi seçseydiniz bu isimleri mi seçerdiniz” tarzı bi sorusuna ikisinin de hayır demesi beni şaşırttı. Sago’yu başka bir isimle düşünemiyorum ben.
Sago dün akşam insanlara Türkçe rapin televizyonda nasıl olması gerektiğini insanlara gösterdi. Son derece mütevazı bir tavır sergiledi; konuşması, hareketleri, performansları son derece samimiydi. Şarkı söylerken sürekli seyirciyle etkileşimde bulundu, sözü onlara bıraktı vesaire. Beyaz da İbo’nun “Fark var agudu bagududu laylaylom pasdaskodakodkoasd” yellenmesi gibi ortaya atlayıp rap yapmaya kalkışmadı
Programda Sago’nun ve Kolera’nın yaptığı müzik hakkında konuşuldu. Klasik Türkçe rap dinlemeyip Sagopa dinleme muhabbeti geçti. Bi tane seyirci ben Türkçe rap dinlemiyorum ama Sagopa dinliyorum falan dedi. Kolera da ilerleyen dakikalarda bu lafa göndermede falan bulundu. Aslında bu da çok doğru bi olay. Sago’nun yaptığı müziği diğerleriyle aynı kefeye koyamıyorsunuz. Zaten artık kimsenin böyle bir iddiası da yok.
Türkçe rap yapan kişilere şarkılarında ne anlatıyorsun diye sorarsanız kuvvetle muhtemel alacağınız cevap “kendimi, yaşadıklarımı, gözlemlediklerimi” tarzı bişey olacaktır. Fakat çoğu kişide böyle bişey göremezsiniz çünkü bunu yapabilmek çok zor. İnsanın kendisini anlatabilmesi için öncelikle kendisini gözlemleyebilmesi gerekir. Yaptığı şarkıların içeriğinin kendisi olduğunu iddia eden rapçilerin çoğunda da bunu göremiyorsunuz. Gördüğünüz şey genellikle redifleri kafiye zannedip -de, -da, -miş, -muş ekleriyle yapılmış şarkılar oluyor. Sagopa da bu konudan bahsetti. Şarkılarımda yaşadıklarımı, gözlemlediklerimi, edindiklerimi, kendi yürüdüğüm yolu anlatıyorum dedi. Şarkılarım mesaj kaygısı içermiyor çünkü mesaj zaten şarkının kendisi gibi bi söz söyledi, doğru söyledi. Sago şarkısını bir bütün olarak seviyorsunuz, içinde geçen bir cümleyi veya bir kısmını değil. Zaten Sago’yu diğerlerinden ayıran şey bu kendimi anlatıyorum mevzusu. Sagopa gerçekten kendini anlatıyor. Ve siz de onu dinlerken şarkılarında kendinize ait bişeyler buluyorsunuz.
Beyaz bir ara küfür mevzusunu açtı. Sagopa tam da beklediğim cevabı verdi. Lafı yuvarlamadı, geçiştirmedi. Önceden en çok küfür eden rapçi bendim dedi ve devam etti. Küfürü bıraktığını ve artık küfüre karşı olduğunu anlattı. Sago’yu yıllardan beri dinleyenlerdenseniz söylediklerinde ne kadar samimi olduğunu siz de farketmişsinizdir. Yıllar önce “burası sagopanın mekanı laflarına dikkat et burda s…. ananı” diyen adam bugün kendisine evliya-ı rap diyor çünkü. Aslında Sago’yu sevdiren bir başka şey de bu. Değişimi ve bu değişimini insanlara yansıtabilmesi. Bana göre bu değişimi en belirgin şekilde ortayan koyan albümü Bir Pesimistin Gözyaşları albümü. 6 yıl falan öncesinin albümü sanırım. Şarkılarını hala ilk dinlediğim vakit aldığım o hazla dinlerim. Fakat yalnızca değişim kelimesini kullanmak pek yeterli olmuyor sanırım. Söylemek istediğim şey Sagopa Kajmer kimliğinin bir iki günde değil yıllar süren bir zamanla yerine oturduğu ve Sago’nun en sonunda kimliğini bulduğu. Bunu Kötü İnsanları Tanıma Senesi‘nde ortaya koymuş kendisi.
Sago’nun yaptığı danslar da gayet güzeldi. Ne de olsa adam yılların bboy’u
Finaldeki performansına resmen hayran kaldım. Seyircileri çok güzel hareketlendirdi ve harika bir kapanış yaptı. Sago’yu diğerlerinden ayıran bir başka mevzu da bu. Canlı performansları… Şarkının albümdeki halinden aldığınız keyfi canlı dinlerken de yaşattırıyor Sago.
Neyse, çok uzattım sanırım lafı. Uzun yazılar yazmayı pek sevmem zaten, beceremem de
Programı izlemediyseniz ve izlemek istiyorsanız DiziPort’ta bakabilirsiniz diyerek noktayı koyuyorum.
Arkadaş(lar)ınızla görüşmeniz gerekiyor, fakat aynı platformda bulunamıyorsunuz. Sizin Gmailiniz yok, o(nlar) MSN açamıyor(lar). Yapacağınız görüşme kısa bir şey olacak fakat ortamı bulamıyorsunuz. Böyle bir durumda tek bir tıklamayla sohbet odası açıp arkadaşlarınızı oraya davet etmek pek güzel olmaz mıydı? Bence gayet güzel olurdu. Nitekim oldu da
TinyChat isimli servis, sizin için işin üstesinden geldi.
TinyChat, tek tıklamayla sohbet odası açabileceğiniz, odanın linki paylaşarak da arkadaşlarınızı sohbete davet edebileceğiniz, ufak, pratik, ücretsiz bir sohbet sitesi. Adı yaptığı işe son derece uygun. Bir süre önce böyle bir fikir benim aklıma gelmişti, hatta bir iki arkadaşa da bahsetmiştim de; daha sonra TinyChat‘in tanıtımlarını falan görmeye başladım. Neticede yalnızca düşünmek yetmiyor, icraat lazım
Adamlar yapmış.
Maxto, ekranınızı bölgelere ayırmanıza yarayan basit bir Windows uygulaması. Programı kullanarak ekranınızı istediğiniz şekilde bölgelere ayırıyorsunuz. Sonra programlarınızı tam ekran moduna geçirdiğinizde programlar ekranı tamamen kaplamak yerine ayırdığınız bölgelere yerleşiyorlar. Böylelikle birden çok programla çalışmak zorunda olduğunuz zamanlarda programlar arasında sürekli geçiş yapmaktan kurtulup aynı pencereden programlarınızı yönetebiliyorsunuz. read more…
Ten23 Software isimli bir firma, PhotoKast adını verdikleri uygulamalarının geliştirilme sürecindeki deneyimlerini anlatan 37 sayfalık bir döküman hazırlamışlar. Dökümanda geliştirme aşamasını, verdikleri kararları ve öğrendikleri şeyleri paylaşmışlar. iPhone uygulamalarının geliştirme sürecine teknik açıdan değil de felsefi açıdan yaklaşan bu dökümanın iPhone’a uygulama geliştirmeyi düşünenler için iyi bir rehber olacağını düşünüyorum.
Dökümana buradan ulaşabilirsiniz.
Şiirlerin dilini yaşadıkça çözersin.
Canını neyin yaktığını bilirsin
Eflatun gözlerin olduğunu bilmiyordum
Uyumak ister de uyumazsın
Gece yarısını yaşamaktan yorgunum
Yer gök üstüne üstüne gelir
Bakır çalığı göklere katiyyen tahammülüm yok
Windows’unuzu virüslerden uzak tutmak için ille de para harcamak zorunda değilsiniz. Evet, gerçekten. Şu an hali hazırda ücret ödemeden kullanabileceğiniz bir sürü antivirüs yazılımı var.
İyi de nasıl oluyor da Norton, Kaspersky gibi bir sürü firma anti-virüs yazılımlarını ciddi ücretlerle satarken bazı firmalar ücretsiz sunuyor? İşin aslı şöyle. Avast, AVG gibi (ücretsiz ürün sunan) antivirüs geliştiricileri bir kaç şeye güveniyor. Birincisi, siz firmanın sunduğu ücretsiz çözümü kullandıkça seviyor ve ona alışıyorsunuz, sonunda e hadi artık ben bunun paralısını da alayım onu kullanayım artık diyorsunuz. İkincisi, kullanıcılar antivirüs yazılımlarının ücretsiz versiyonlarını ev ortamlarında kullanıp sevdikçe bu tercihlerini iş ortamlarına da yansıtmaları olasılığı artıyor.
Los Angales’taki Kodak tiyatrosunda bu gece sabaha karşı yapılan 81. Oscar Akademi Ödülleri’ne Slumdog Millionaire 8 dalda ödül kazanarak damgasını vurmuş. 13 dalda aday gösterilen The Curious Case Of Benjamin Button (Benjamin Butto’nun Tuhaf Hikayesi) da yalnızca 3 dalda ödül kazanabilmiş.
En iyi film, en iyi uyarlama senaryo, en iyi görüntü yönetmeni, en iyi ses miksajı, en iyi kurgu, en iyi müzik ve en iyi orjinal şarkı dallarında ödül kazanan Slumdog Millionaire, yönetmeni Danny Boyle’a da en iyi yönetmen ödülünü kazandırmış.
Yaşlı doğan ve gittikçe gençleşen bir insanın hayat hikayesini anlatan, başrolünde Bradd Pitt’in olduğu Benjamin Butto’nun Tuhaf Hikayesi ise en iyi sanat yönetmenliği, en iyi makyaj ve en iyi görsel efekt dallarında ödül almış.
En iyi kadın oyuncu ödülünü The Reader’daki rolüyle Kate Winslet almış.
En iyi erkek oyuncu ödülünü ise “Milk” filmindeki rolüyle Sean Penn almış. Sean Penn Milk’te eşitlik isteyen ve eşcinsellerin haklarını korumak için siyasete atılan bir eşcinseli oynuyor. Milk ayrıca senaristine en iyi özgün senaryo ödülünü kazandırmış.
En iyi yardımcı erkek oyuncu ödülüne de 13 ay önce hayatını kaybeden The Dark Knight’ın Joker’i Heath Ledger layık görülmüş.
En iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü de Vicky Cristina Barcelona’daki oyunculuğuyla Penelope Cruz almış.



