Eski bir yazı ama şu adreste JUnit 4 üzerine çok güzel bir özet var. Okumak, öğrenmek lazım.

Ayrıca şunu da ben söylemiş olayım:

Bir keresinde lazım olmuştu ve Google’dan aratıp bulmuştum.

JUnit 4′te Birden fazla test sınıfını tek bir seferde nasıl çalıştırırız?

Önce örnek kodu vereyim:

import org.junit.runner.RunWith;
import org.junit.runners.Suite;
import org.junit.runners.Suite.SuiteClasses;
 
// Runner sınıfı: Suite.class
@RunWith(Suite.class)
 
// Çalıştırılacak olan test sınıflarının Class nesnelerinden oluşan dizi
@Suite.SuiteClasses({
  Test1.class,
  Test2.class,
  Test3.class
  }
)
 
// Hepsini grup olarak çalıştıracak boş sınıf
public class AllTests {
}

Peki nasıl oldu bu?

@RunWith(Suite.class)

satırıyla org.junit.runner.Suite sınıfının testimizi çalıştıracağını belirtiyoruz. Kendisi birden fazla test sınıfından oluşan bir grubu çalıştırıyor.

@Suite.SuiteClasses({
  Test1.class,
  Test2.class,
  Test3.class
  }
)

annotation’uyla da hangi test sınıflarımızın çalıştırılacağını bildiriyoruz. Rahatça anlaşılıyor aslında açıklamasam da olurmuş :)

Şubat 2009′da yazdığım iPhone güncellemesi yazısı sayesinde yüzlerce kişinin Google’dan beni bulması üzerine 1.5 yıl sonra akıllanıp o yazıyı güncelleyeyim dedim :) Evet çok zekiyim (!) değil mi? En azından insanlara işe yarar bir şey sunmuşum, olayı basit de olsa güzelce anlatmışım :) Şimdi bir kez daha üstünden geçelim.
Aşağıdaki adımlar ile 4.0 sürümü altındaki herhangi bir sürümde olan iPhone 3G / 3GS veya iPod zamazingonuzu 4.0′a yükseltebilirsiniz. Yalnız iTunes’ın son sürümünü kullandığınızdan emin olun.

iPhone 4.0 güncellemesi adım adım nasıl yapılır?

Adım 1:

iPhone’unuzu bilgisayara bağlayıp iTunes’u açın.

Adım 2:

iTunes’da, sol menüdeki Source List kısmından Devices’a gelip cihazınızı seçin.

Adım 3:

Karşınıza çıkan iPhone’unuza ait bilgilerin olduğu ekranda, Check for Update’e basın.

Adım 4:

Download and Install’e tıklayın. Güncelleme ekranındaki ilerleme çubuğu dolmadan cihazınızın bilgisayar bağlantısını koparmayın.

Bu kadar.

Saatin gecenin ikisi olmasının verdiği uykulu hal olmasaydı 4.0 için jailbreak olayını da anlatacaktım ama artık jailbreak sizi Google’a havale ediyorum. Esen kalın efenim.

Java Reflection (Türkçe karşılığıyla Yansıtma kütüphanesi ama ben reflection ile devam edeceğim), JVM tarafından yüklenmiş olan sınıflar, arayüzler, sınıfların statik alanları, metod ve nitelikleri hakkında bilgilere çalışma zamanında programatik olarak erişmemizi sağlayan sınıf ve arayüzleri içeren bir kütüphanedir. Reflection’ı kullanarak bir nesnenin hangi sınıfın instance’ı olduğunu öğrenebilir, bir sınıfın yapılandırıcılarına, metodlarına, niteliklerine erişebilir, çalışma zamanında bir sınıf yaratabilir, bir sınıfın çalışma zamanına kadar ismini bilmediğimiz yöntemlerini çağırabilir, boyunu çalışma zamanında belirleyebildiğimiz diziler yaratabilir, elimize çalışma zamanında gelen sınıflar üzerinden nesneler yaratabiliriz. Peki bu tarz işlemlere ne zaman ihtiyaç duyulur? Bir hata ayıklayıcıyı ele alalım. Sözgelimi Eclipse’de debug yaparken, herhangi bir anda bir nesnenin alanlarının değerini görebiliyor, değiştirebiliyoruz. İşte burada Reflection kullanılıyor. Ya da Junit framework’ünü düşünün. Siz bir test sınıfı yazıyorsunuz. Yöntem adlarınızı, test sınıflarınızın adlarını seçmekte tamamen özgürsünüz. Sadece yazdığınız yöntemlerin ne iş yaptığına dair Junit’e yine size Junit’in sunduğu Annotation’larla bilgi veriyorsunuz. Örneğin “@Test” ile işaretlediğiniz metodlar test metodu olarak çalıştırılıyor, “@Before” dedikleriniz her test metodu çalıştırılmadan önce, “@After” dediğiniz metodlar ise tanımladığınız her test metodu çağrıldıktan sonra çağrılıyor. İşte bu gibi esnekliklerin hepsi Reflection ile sağlanıyor.

Bu kadar uzun bir girişin ardından Reflection’ı incelemeye başlayabiliriz. Belirtmek istediğim bir nokta şu ki Reflection’ın bize sağladığı sınıf ve arayüzleri tek tek her detayına kadar anlatamayacağım. Daha çok mevzunun ne olduğunu kavramanız için basit açıklama ve örneklerle ilerleyeceğim.

Ayrıca JAVA bilginiz başlangıç seviyede ise içerik biraz ağır gelebilir.

Yazının devamını okuyun »

Bilgisayarınızın belirli bir saatte otomatik olarak kapanmasını sağlamak için Windows’a yönelik bir çok üçüncü parti yazılım mevcut. Ubuntu’da ise bu işi shutdown komutu ile kolayca halledebiliyoruz. Yalnız shutdown komutunu çalıştırmak için root yetkisine sahip olmak gerekiyor.

Bilgisayarı hemen kapatmak için:
sudo shutdown -h now

Bilgisayarı belirli bir saatte örneğin saat 5.30′da kapatmak için:
sudo shutdown -h 05:30

Bilgisayarı 2 saat sonra kapatmak için (verilen parametre dakika cinsinden):
sudo shutdown -h +120

komutlarını kullanabiliriz.

Ayrıca -h yerine -r yazarsak da bilgisayara restart attırmış oluyoruz.

Komutlar hakkında daha detaylı bilgi için:
man shutdown

Avatar: The Last Airbender. Küfretmeye nereden başlayayım bilemedim. Vallahi bilemedim.

Avatar’ı herhalde daha iğrenç çekemezlerdi.

Sinemadan sonra girdim IMDB puanına baktım 4.3. Çok bile. Vallahi çok bile. Gitmişler Aang’i Noah Ringer mıdır nedir mal bi velede oynatmışlar. Yanaklar tombik, tamam tatlı ama mal. Bilmiyorum başka filmde oynamışlığı da var mıdır. Zuko’ya da benim Slumdog Millionaire’den tanıdığım Dev Patel’i koymuşlar. Fragmandan biliyordum gerçi elemanları. Hoşuma da gitmemişti. Ama yine de merak ettim gidip göreyim dedim. 3D sinema diye aldıkları 12 liraya mı yanayım, güzelim hikayeyi 90-100 dakikaya tıkıştırıp bok ettiklerine mi?

Bir kere çizgi dizide Aang neşeli şen şakrak uşaktı. Filmde ise sürekli asık suratlı. Şimdi hikayenin asıl metnini bilmiyorum. Ama herhalde asık suratlı değildir. Uşak 3 sezon boyunca çizgi dizide hopladı zıpladı güldü oynadı neticede.

Ya Zuko’ya ne demeli?

Allahım koymuşlar elin gapçuğunu oraya. Çingen gibi. Ulan koskoca dünyada başka oynatacak adam mı kalmadı?

Zuko’nun amcası Iroh ile Ateş Kralı Ozai de Zuko kadar iğrenç olmuş. Herhalde çizgi diziden sonra izlememek lazım bu filmi. Ulan herif o çizgi dizide bildiğin kocaman göbekli general Iroh’tu. Çalı süpürgesi gibi herifi oynatmışınız Iroh diye. Ozai’de de çizgi dizideki o karizma, o ihtişam, o duruş nerdeee… Tam büzük o da.

Bilmiyorum. Rollerdeki oyuncular iyi oyuncular olabilirler. Ama Avatar’a hiç gitmemiş. Katara hariç :D Taş maşallah taş :D Hasta oldum hatuna :D

Bir de ben filmi Türkçe dublaj izledim. Allahım o da ayrı bir işkenceydi. 40 yılın “Eng”i, olmuş “Ang”! Ang ne lan? “Amg” deseydiniz bari?

Gitmeyin, gittiyseniz de oturun tövbe edin.

Giden paranın peşine oturup bir bardak soğuk su içmeyi de ihmal etmeyin benim gibi 12 lira falan bayıldıysanız.

Eve gelince Avatar’ın çizgi dizisinden üç beş parça bir şey izledim. Şu sahne, favori sahnelerimden birisidir. Dublaj da on numara. Çizgifilm izlerken acayip duygulandım, evet.

Sayfalar: Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ...20 21 22 Sonraki



  • E. Basri Kahveci: o programı görmemiştim. o da güzele benziyor deneyeim bakalım onu da [...]
  • virs: Bu linkteki konuya bakmanızda yararınıza: http://forum.ubuntu-tr.net/index.php?topic=14986.0 [...]
  • E. Basri Kahveci: :D geçen yaz zonguldak kozluda bir parka salıncağa binmiştim hatırlıyorum :D ama plastik deği [...]
  • umay: Ben liseye başladığımdan beri sığamadım onlara. Ama suçun tamamen bana ait olduğunu düşü [...]
  • Ali Orhun Akkirman: Yapma basri :) bu hallere düşcek adam mıydın lan :) java nerde :) [...]

Hayat Akışı

Ekmek parası abiler