Sago

Kategori: Kişisel|Kültürel|Müzik|Teknoloji Hariç Her şey

28 Şub 2009

Sago dün akşam Beyaz Show’daydı. Programın diğer konukları Sago’nun eşi Kolera, Hayko Cepkin ve Yasemin Mori’ydi. Ben programı dün gece bulunduğum ortamda televizyon olmasına rağmen gürültüden dolayı izleyemedim, bugün açtım internetten izledim.

Ben pek Beyaz Show çocuğu değilim. Öyle çok televizyon izlediğim de yok zaten. Televizyonu boş zaman geçirgeci olarak da görmüyorum. Sıkıldığımda kendime bilgisayarda yapacak bişeyler bulurum genelde. Beyaz’ı da arada bir sevdiğim insanlar çıktığında falan oturup izliyorum. Bu programı da aynı şekilde izledim.

Programın ilk dakikalarındaki Beyaz’ın nedir bu sizin isimlerinizin acayipliği muhabbeti mevzuya güzel bir giriş oldu : ) Hayko, Hayko’nun gerçek ismiymiş ben mahlas olarak falan kullanıyor sanıyordum öğrendim. Sago’yla Kolera da isimlerinin nerden geldiğini söylediler. İkisi de, isimlerini bu işe başladıkları ilk yıllarda bulduklarını, sonra isimlerin de öylece kaldığını söyledi. Hakkaten doğru bişey bu :) Ben de orta okul bittiğinde metâneti bulmuştum kendime, o da öyle kaldı. Hala da severek kullanırım, MSN’imde falan yazar. Fakat Beyaz’ın “isimlerinizi şimdi seçseydiniz bu isimleri mi seçerdiniz” tarzı bi sorusuna ikisinin de hayır demesi beni şaşırttı. Sago’yu başka bir isimle düşünemiyorum ben.

Sago dün akşam insanlara Türkçe rapin televizyonda nasıl olması gerektiğini insanlara gösterdi. Son derece mütevazı bir tavır sergiledi; konuşması, hareketleri, performansları son derece samimiydi. Şarkı söylerken sürekli seyirciyle etkileşimde bulundu, sözü onlara bıraktı vesaire. Beyaz da İbo’nun “Fark var agudu bagududu laylaylom pasdaskodakodkoasd” yellenmesi gibi ortaya atlayıp rap yapmaya kalkışmadı :)

Programda Sago’nun ve Kolera’nın yaptığı müzik hakkında konuşuldu. Klasik Türkçe rap dinlemeyip Sagopa dinleme muhabbeti geçti. Bi tane seyirci ben Türkçe rap dinlemiyorum ama Sagopa dinliyorum falan dedi. Kolera da ilerleyen dakikalarda bu lafa göndermede falan bulundu. Aslında bu da çok doğru bi olay. Sago’nun yaptığı müziği diğerleriyle aynı kefeye koyamıyorsunuz. Zaten artık kimsenin böyle bir iddiası da yok.

Türkçe rap yapan kişilere şarkılarında ne anlatıyorsun diye sorarsanız kuvvetle muhtemel alacağınız cevap “kendimi, yaşadıklarımı, gözlemlediklerimi” tarzı bişey olacaktır. Fakat çoğu kişide böyle bişey göremezsiniz çünkü bunu yapabilmek çok zor. İnsanın kendisini anlatabilmesi için öncelikle kendisini gözlemleyebilmesi gerekir. Yaptığı şarkıların içeriğinin kendisi olduğunu iddia eden rapçilerin çoğunda da bunu göremiyorsunuz. Gördüğünüz şey genellikle redifleri kafiye zannedip -de, -da, -miş, -muş ekleriyle yapılmış şarkılar oluyor. Sagopa da bu konudan bahsetti. Şarkılarımda yaşadıklarımı, gözlemlediklerimi, edindiklerimi, kendi yürüdüğüm yolu anlatıyorum dedi. Şarkılarım mesaj kaygısı içermiyor çünkü mesaj zaten şarkının kendisi gibi bi söz söyledi, doğru söyledi. Sago şarkısını bir bütün olarak seviyorsunuz, içinde geçen bir cümleyi veya bir kısmını değil. Zaten Sago’yu diğerlerinden ayıran şey bu kendimi anlatıyorum mevzusu. Sagopa gerçekten kendini anlatıyor. Ve siz de onu dinlerken şarkılarında kendinize ait bişeyler buluyorsunuz.

Beyaz bir ara küfür mevzusunu açtı. Sagopa tam da beklediğim cevabı verdi. Lafı yuvarlamadı, geçiştirmedi. Önceden en çok küfür eden rapçi bendim dedi ve devam etti. Küfürü bıraktığını ve artık küfüre karşı olduğunu anlattı. Sago’yu yıllardan beri dinleyenlerdenseniz söylediklerinde ne kadar samimi olduğunu siz de farketmişsinizdir. Yıllar önce “burası sagopanın mekanı laflarına dikkat et burda s…. ananı” diyen adam bugün kendisine evliya-ı rap diyor çünkü. Aslında Sago’yu sevdiren bir başka şey de bu. Değişimi ve bu değişimini insanlara yansıtabilmesi. Bana göre bu değişimi en belirgin şekilde ortayan koyan albümü Bir Pesimistin Gözyaşları albümü. 6 yıl falan öncesinin albümü sanırım. Şarkılarını hala ilk dinlediğim vakit aldığım o hazla dinlerim. Fakat yalnızca değişim kelimesini kullanmak pek yeterli olmuyor sanırım. Söylemek istediğim şey Sagopa Kajmer kimliğinin bir iki günde değil yıllar süren bir zamanla yerine oturduğu ve Sago’nun en sonunda kimliğini bulduğu. Bunu Kötü İnsanları Tanıma Senesi‘nde ortaya koymuş kendisi.

Sago’nun yaptığı danslar da gayet güzeldi. Ne de olsa adam yılların bboy’u :)

Finaldeki performansına resmen hayran kaldım. Seyircileri çok güzel hareketlendirdi ve harika bir kapanış yaptı. Sago’yu diğerlerinden ayıran bir başka mevzu da bu. Canlı performansları… Şarkının albümdeki halinden aldığınız keyfi canlı dinlerken de yaşattırıyor Sago.

Neyse, çok uzattım sanırım lafı. Uzun yazılar yazmayı pek sevmem zaten, beceremem de :) Programı izlemediyseniz ve izlemek istiyorsanız DiziPort’ta bakabilirsiniz diyerek noktayı koyuyorum.

Bu yazıyı sosyal ağlarda paylaş:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • blogmarks
  • MySpace
  • Slashdot
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • LinkedIn

Sago başlığında 1 Yorum

Avatar

Umay

Şubat 28th, 2009 at 17:22

Ben başını izledim sonra da sıkıldım :D
Sagopa’nın yeri farklı ya.. :)

Yorum Formu




  • E. Basri Kahveci: o programı görmemiştim. o da güzele benziyor deneyeim bakalım onu da [...]
  • virs: Bu linkteki konuya bakmanızda yararınıza: http://forum.ubuntu-tr.net/index.php?topic=14986.0 [...]
  • E. Basri Kahveci: :D geçen yaz zonguldak kozluda bir parka salıncağa binmiştim hatırlıyorum :D ama plastik deği [...]
  • umay: Ben liseye başladığımdan beri sığamadım onlara. Ama suçun tamamen bana ait olduğunu düşü [...]
  • Ali Orhun Akkirman: Yapma basri :) bu hallere düşcek adam mıydın lan :) java nerde :) [...]

Hayat Akışı

Ekmek parası abiler